Konkordato Neden Alınır?
Konkordato genellikle bir günde alınan bir karar değil, çoğunlukla aylar hatta yıllar süren bir mali zorlanma sürecinin sonunda başvurulan bir çözüm yoludur. Bir firmanın konkordatoya başvurmasının arkasında tek bir sebep değil, genellikle birkaç faktörün üst üste binmesi yatar. Aşağıda Türkiye'de firmaları konkordatoya götüren en sık karşılaşılan nedenleri sıraladık.
1) Nakit akışı / likidite krizi
Şirket kâr ediyor görünse bile, alacaklarını zamanında tahsil edemiyor veya stokları nakde çeviremiyorsa kısa vadeli borçlarını ödeyemez hale gelebilir. "Kârlı ama nakitsiz" durumu, konkordatoya giden en klasik yoldur — bilanço kâr gösterse de kasada/bankada borçları karşılayacak nakit yoktur.
2) Kur artışı ve döviz borcu yükü
Özellikle döviz cinsinden kredi kullanan veya ithal girdiye bağımlı firmalarda, TL'nin değer kaybetmesi borç yükünü ve maliyetleri aniden katlayabilir. Gelirleri TL bazlı olan ama borcu döviz bazlı olan şirketler kur şoklarına karşı özellikle savunmasızdır.
3) Talep daralması ve ekonomik durgunluk
Genel ekonomik yavaşlama, enflasyon karşısında tüketicinin/işletmelerin harcamalarını kısması, ihracat pazarlarındaki daralma gibi sebeplerle satışların beklenenin çok altında kalması, sabit giderlerini (kira, personel, kredi taksitleri) karşılayamayan firmaları konkordatoya sürükleyebilir.
4) Aşırı borçlanma ve kaldıraç
Büyüme veya yatırım amacıyla alınan krediler, beklenen geri dönüş gerçekleşmediğinde şirketin özkaynaklarını aşan bir borç yüküne dönüşebilir. Kısa vadeli borçla uzun vadeli yatırım finanse etmek (vade uyumsuzluğu) bu riski daha da büyütür.
5) Maliyet artışları
Enerji, hammadde, ithal girdi ve işçilik maliyetlerindeki ani ve öngörülemeyen artışlar, özellikle fiyatlarını aynı hızla müşteriye yansıtamayan (sabit fiyatlı sözleşmesi olan veya rekabetin yoğun olduğu) sektörlerdeki firmaların kâr marjını eritip zarara dönüştürebilir.
6) Tedarik zinciri sorunları
Kritik bir tedarikçinin üretimi durdurması, lojistik/gümrük sorunları veya küresel tedarik zinciri krizleri (ör. pandemi döneminde yaşandığı gibi) üretimi/satışı aksatarak gelir kaybına, buna karşın sabit giderlerin devam etmesine yol açabilir.
7) Hatalı yatırım veya büyüme kararları
Piyasa koşullarını yanlış öngörerek yapılan büyük ölçekli yatırımlar (yeni tesis, kapasite artışı, yurt dışı açılım vb.), beklenen talep gerçekleşmediğinde şirketin üzerinde ağır bir sabit maliyet ve borç yükü olarak kalabilir.
8) Sektörel kriz
Bazı dönemlerde sorun tek bir şirkete değil, tüm bir sektöre (ör. inşaat, tekstil, perakende) yayılan yapısal bir krizden kaynaklanır — arz fazlası, ithal ürünlerle rekabet, teknolojik dönüşüme ayak uyduramama gibi sektöre özgü dinamikler devreye girer.
9) Hukuki uyuşmazlıklar ve dava süreçleri
Büyük tutarlı bir davanın kaybedilmesi, beklenmeyen bir tazminat yükümlülüğü, sözleşme ihtilafları veya idari para cezaları da şirketin mali dengesini ani şekilde bozup ödeme güçlüğüne yol açabilir.
10) Dışsal şoklar (pandemi, doğal afet, deprem vb.)
Öngörülemeyen, şirketin kontrolü dışındaki olaylar (salgın hastalık, deprem, doğal afet, savaş/jeopolitik kriz) faaliyeti aniden durdurabilir veya talebi çökertebilir; bu tür şoklar sağlıklı işleyen şirketleri bile birden ödeme güçlüğüne düşürebilir.
Peki bu durumda ne yapılır?
Yukarıdaki nedenlerden biri veya birkaçıyla karşılaşan bir şirket, iflas ederek faaliyetini tamamen sonlandırmak yerine, işini sürdürmeyi ve borçlarını yeniden yapılandırılmış bir planla ödemeyi öngören konkordato yoluna başvurabilir. Konkordatonun ne olduğu ve başvuru sürecinin nasıl işlediği hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki sayfalarımıza göz atabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki veya mali tavsiye niteliği taşımaz. Somut bir durum için mutlaka bir avukata veya mali müşavire danışın.
→ Konkordato nedir? Anlamı, türleri ve iflastan farkı
→ Konkordato nasıl alınır? Başvuru süreci ve gerekli belgeler